Yoksulluğun kadın yüzü hep aynı
Bir yandan değişim çabası ve belirsizlikler, öte yandan göç hareketinden dolayı kontrolü zorlaşan dev bir kent olan Moskova sokaklarında Kürt kadınları yaşam savaşı veriyor. Güney Kafkaslarda kır toplumu şeklinde yaşamını sürdürmeye çalışan, büyük çoğunluğu oldukça yoksul olan Kürt diasporası ekonomik sıkıntılardan dolayı Rusya'ya doğru göç etmeye devam ediyor. Diğer göçmenler içinde durumları en kötü olanlar arasında yer alan Kürtler, dev metropolitan kentlerde kır kültürü ile sokak satıcılığı yapmaya çalışıyorlar. Moskova'ya göç eden Kürt kadınları kentin merkezindeki alış veriş merkezlerinin çıkış koridorlarında, yeraltı geçitlerinde, metro çıkışlarında ve cadde kenarlarında sokak satıcılığı yapıyorlar. Ermenistan, Gürcistan gibi güney Kafkas ülkelerinin köylerinde yaşayan Kürtler, ekonomik sıkıntılardan dolayı Rusya göç ediyorlar. Bulundukları yerlerde köy yaşamı ve katı yezidi kültürünü sürdürürken geldikleri kentlere uyum sağlayamadıkları için daha ağır sorunlarla karşılaşıyorlar. Rus kanunlarındaki karmaşalardan dolayı bürokratik sorunlarını çözemiyor, uzun süre yasadışı göçmenler olarak yaşamak zorunda kalıyorlar. Kent iklimine alışamadıkları için sağlık sorunları, kent kültürüne uyum ve ekonomik sorunlar yaşıyorlar.Kentin işlek yerlerinde Kievski Vagzal yani Kievski tren garının yanındaki metro çıkışında limon satan 60 yaşlarında ki Kemare'de bu kadınlardan biri. Gürcistan Kürtlerinden olan Kemare'nin bir anlaşmazlıktan dolayı eşi öldürülmüş. O da üç çocuğu ile Rusya'daki yakınlarının yanına göç etmiş. Acımasız kapitalizmin çarklarına düşen bu aile kısa sürede zorluklarla yüzleşmeye başlamış. Metro çıkışında ki merdivenler Kemare gibi bir çok satıcı kadın tarafından küçük bir pazara dönüştürülmüş durumda. Yanlarında getirdikleri küçük sandalyeye oturmuş kadınların kimisi bir kaç kilo vişne, kimisi birkaç kilo limon, bir başkası domates veya ananas satıyorlar. Yer yer yanlarından geçen yaşlıca kadınların yarım kilo yada birkaç limon aldıkları küçük pazarın tüm meyveleri bir buzdolabını dolduracak kadarda az. Merdivende oturan vişne satıcısı 50 yaşındaki Çile, Pad Moskova (Moskova'nın altı, anlamına gelen bu deyim Moskova'nın varoşları için kullanılıyor) da oturuyor. Eşi çalışamayacak kadar yaşlı ve hasta olan Çile'nin 6 çocuğu var. Çocuklarından biri bekçilik yapıyor ve alisine bakıyor. İki çocuğu hem çalışıyor hem de okuyor. Kendisi ise günde 300 ruble kazanıyor ve bu parayla hasta eşine ve evde kalan bir çocuğuna bakmaya çalışıyor. Aynı yerde birkaç ananas satmaya çalışan Gozel iblis ise dört çocuk sahibi. İki çocuğu evli ve ailelerine bakmak zorunda. Gozel için yaşamın zorlukları sadece bunlarda değil. En büyük zorluğu Moskova'da yasadışı konumda bulunması. Yedi yıl önce Moskova'ya gelmesine rağmen hala pasaport ve oturum alamamış bu yüzden yaşamak için yasadışı çalışmak zorunda kalıyor. Polisler ona rastladıklarında hem kanunlara aykırı satıcılık yaptığı için hem de pasaportu olmadığı için cezalandırıyorlar. Tutuklamak yerine sattıkları mallara el koyuyorlar. Bu onlar için ağır bir ceza anlamına geliyor. Çünkü böylelikle onların iki günlük ekmek paralarına el konulmuş olunuyor. Yahudilerin sahibi olduğu pazarda bir tezgahın yanında Zine biraz daha iyi koşullarda çalışıyor. Tiflisteki Devlet Üniversitesi ekonomi bölümü mezunu olan Zine gelini ile birlikte peynir satıyor. Sadece buradaki ailesini değil çevresindeki bazı yakınlarına da yardım yapabiliyor. MOSKOVA - ANF Rahmi Yağmur
2 Ekim 2007 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder